Canım Babam,
Ben sana daha önce hiç mektup yazmadım çünkü hiç ayrılmadık, hep beraberdik. Aslında sana kendi kalemimden mektup yazmak isterdim ama sende biliyorsun ki defter ve kalem yerini teknolojiye bıraktı artık.
Ben senin hayatının son 30 yılında vardım sense benim hayatımda hep vardın. Seninle geçirdiğimiz bu uzun dönemde düşüncelerimde önceleri seni dünyanın en bilgili ve güçlü adamı olarak gördüm; sonra en despot; sonra “ne biliyor ki” dedim; sonra ise tecrübe kaynağım ve hayattaki duruşumu belirleyen kişi oldun…
Ben soğuk ve karlı bir kış günü olan Şubat ayını seçmişim doğmak için, oysa ilkbahardı annemin karnına düştüğümde… Ablamdan sonra geldim ben ve sen çok mutlu olmuşsun ben geldiğimde… Geç konuşmuşum ben belki de o yüzden çok da fazla konuşmayışım. Hiç kırmadın beni canım babam, bir dediğimi iki etmedin hiç…
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 3.7/5 (3 votes cast)
Karışıklığın ve kırışıklıkların hınca hınç olduğu zamanlarda düşüncelere dalarsın ve irdelersin hayatı bir ucundan diğer ucuna… İşlersin bir dantel gibi yaşadığın bütün olumsuzlukları içine. Dersin ki hayatımız, içinde varolduğumuz bizi ve değerlerimizi yansıtan aynamızdır aslında. Gülümsersin yaşadığın mutlu günlere ama malesef kimi zaman hayat bize çok acımasız da olabiliyor.
Hayatla aramızda ticari bir ilişki vardır sanki, yatırım yaparsın kazanırsın ama bazen de yanlış yapılan hesaplarla yapılan yatırımlar vardır ki hiç sormayın. Hayatın bazen bize sunduğu çekler sahte ve karşılıksız çıkıyor ve bir anda kalıveriyor herşey boşlukta, tepeteklak oluyoruz ve biran da neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Hayat bu! Yediğimiz kazıkla kalabiliyoruz bazen ve bu durum da hayatı ne bir mahkemeye verebiliyoruz, ne de sorgulayabiliyoruz. Aval aval bakıyoruz sadece hayatın bize yaptığı hazımsızlıklara… Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 1.0/5 (1 vote cast)
B
azen kalbine kadar batar en ufak bir dikeni hayatın, kanarsın ve kanadıkça da yıpranırsın… Engel olamazsın, ya elinden gelmez, ya da ummadığın bir anda karşına çıkıverir, karanlık bir gecede önüne çıkan bir haydut gibi… Donar kalırsın, tepki bile gösteremezsin. Aslında karşına çıkan değildir haydut ya da eşkiya. Hiç ummadığın biridir. Hayatı zor bulup güvenmek istediğin insandır haydut.
Bazen gözün korkar bazen de yılarsın, sonra dönersin kendine ve neden uğraşıyorum ki dersin. Hayat zaten zor o, güvendiklerin de brütüsün varisleri ve türetmeleri dersin…
“Neden?” dersin beklersin ama o yanıt bir türlü gelmez belki de gelmek istemez bilemezsin… ne cevap vermesi gerekenlerden, ne düşünmekten patlamak üzere olan beyninden, ne de düşünürken izlemekte olduğun soğuk duvarlardan. Basarsın
isyanı “ulan! batayım gitsin, bitsin artık dersin ama içinde bir yerlerde bir parçan başka türlü isyan eder ve karşı çıkar; “Ben bunu hak etmedim, bu mudur kendinden çok başkalarını düşünmenin ödülü, böyle mi olacak benim sonum?” diye.. başlarsın zırvalamaya, artık düşmüşsündür kısır bir döngünün içine…
Direnmeye başlarsın ve bir şeyleri çözmeye çalışırsın tekrar, tekrar… ama daha ilk denemende başlar yine bir sızı ve neye uğradığını şaşırırsın… Bakarsın anlamsızca, bir şey göremez anlam veremezsin bu sızıya. Sonra farkına varırsın ki yine bir dikendir saplanan kalbine ve görmemişsindir dünkü yaranın kanaması yeni yaranın üzerine aktığından.
İçindeki umut utanır yaptığından, “Seni yaralamak istememiştim” der… Sonra ona da dönüp bakarsın diğerlerine baktığın gibi “acaba” dersin “içimdeki umuttanda mı sakınmalıyım kendimi?”…
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 3.0/5 (2 votes cast)
Nice akşam sabah geçti de bir dökemedim içimin demini hala… Üzüldüm mü? Hayır amma öyle bir muamma aldı ki içimi eski günlerin getirisiyle ki sakın ha sorma! Oysa ki ne güzel yol hikayeleri biriktirmiştim kendime ceketimin iç cebinde ve ben oturup bunları yazacaktım yine ama olmadı…. Birkaç zamandır hissetmediğim tuhaftan bir his var son zamanlarımda, öyle bir sarıp sarmalamış ki bedenimi usuldan, hem isteyip hem istemeden gitmenin verdiği hüzün desem değil acı desem değil ve koyamadım adını bu karmakarışık, sarmaşık bir his… Ondan sanırım klavyemin inceden silinmiş tuşlarını yeniden yazamamam, ondan burkuntularımı aktaramayışımın dev gerekçesi…
Evet bir yol arıyordum şimdilerde ve bulduğumu sanıyorum ya da buna kandırmışımdır inandırmışımdır kendimi birkaç akıl oyunuyla… Şunu apaçık ve çok biliyorum ki bu kaçış kendime layık olacak ve biliyorum ki dönmek isteyeceğim her seferki gibi bu seferde kendime eziyet edercesine ama olmaz dönmemeliyim, dönemem… Ayrılıklarıyla içimi acıtanları artık geride bırakmış olsamda ne yaparsam yapayım döküntü muamelesi yapan bir zihniyetten de kaçıyorum aslında, şimdi hasat zamanı. Kendi meyvelerimi toparlama zamanı artık, yeter bu kadar yıl suladığım diyorum ve derinleşmiş köklerimi sökerek yeni bir humuslu toprak arıyorum kendime…
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 1.0/5 (2 votes cast)
Hatıralarım; masanın üzerinde gelişigüzel konmuş, duruyor…
Elbiselerim; her zamanki gibi odamda yere atılmış, darmadağın…
Patika; huzura giden yol, benim olmaki stediğim yer…
Köprü; çok uzun, yaşamla ölümün yegane yolu…
Zaman; duvar saatinin çıkardığı ses, tik-tak’dan daha da hızlı…
Sesler; beynimin içinde, çalkantılı bir şekilde yankılanıyor…
Sessizlik; odanın içine bürünmüş, kendinden sessiz…
Gülümsemeler; tekrar geri geliyor, mutluluğu omuzlarına bir defa daha yüklemiş bir şekilde…
Güç; sımsıkı kavranmış, benim elimde…
Hayat; yuvarlanıyor ve gidiyor, benim anlamak istediğim gibi…
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 1.0/5 (1 vote cast)
Gözleri kör eden ışıkların altındayım, bir gün ayrı dünyalarımızın birleşeceğini hissediyorum. Herşeyi ama herşeyi görebiliyorum seninle bir bütün olabilmek için senden bir parça alıyorum ve sende bir parça benden… Üzerimizde olan nazarı bilerek de olsa başka bir şans arıyoruz ikimizi tek yapmak için. Üzerimizdeki kötüm bakışlara inat bizim bir olduğumuzu seziyorum. Bütün bu bakışlara rağmen seninle tek parça olabilmek için senden bir parça alıyorum ve senden bir parça benden…
Işıklar yavaş yavaş matlaşıyor, tek bir hal aldığımızı hissediyorum artık… Üzerimizde ki nazarı görerek ve bilerek tek bir parça olabilmek için senden bir parça aldım ve sende bir parça benden…
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 1.0/5 (1 vote cast)
Sana çeyrek kalaydı, beni ise yarım saat geçmişti…
Seni ben yapan neydi? ya da soruyu şöyle sorayım daha uygun, ” Beni sen yapan neydi?”…
Bakıyorum hayatın binlerce yıllık döngüsüne, binlerce yıldır içinde barındırdığı nice Mecnunlara ve sayısız Leylalara, anlamıyorum hiçbirşey.. Mecnun çöle düştü, Ferhat dağı deldi, ben ne yaptım?… Bakıyorum sessiz, ıssız ve umutsuzca titreyen beynimdeki yıllardır yapılan kazılardan dolayı delik deşik olmuş sokakların yanlız ve soğuğa maruz kalmış lambalarına. Kayboluyorum her bir ışık süzmesinde. Kendi beynimin içinde, bana ait sokaklarda kayboluyorum. Kafamı kaldırıyorum bazen yıldız oluyorum seyrediyorum cümle alemi göklerden, kırdığım seni bulmaya çalışıyorum… Bazen güneş oluyorum doğmaya çalışıyorum kalbinin benim için ayırdığın, her hangi bir hafta içi sabahı Eminönü-Sultanahmet tramvayına binmeye çalışır gibi sıkışa sıkışa ezile ezile girmeye çalışır gibi..Evet belki geç kaldım doğmak için ama beni affet ve beni de al oraya.. Sonra ay oluyorum aydınlatmaya çalışıyorum kalbinde bulunduğum karanlık noktaları… Evet belki aydınlatamadım her yeri ama belki ay tutulmuştur… Yağmur oluyorum akıyorum her dağa, her ormana ve ovaya.. Ulaşmaya çalışıyorum sana elimden geldiğince en azından biraz da olsa ıslatabilmek istiyorum kalbinin kuruttuğum yerleri..
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 1.0/5 (1 vote cast)
Senin bana verdiğin acıyı uyuşmuş bir şeyle değiştirerek ve hiç arkaya bakmadan kaçmak daha kolay geliyor bana, bütün bu acıyla burada olduğum yerde tek başıma yüzleşmekten daha kolay geliyor gitmek… İçimde kalmış ve yeni yanmış bir sevdanın is kokusu var, kilitli tuttuğum ve kimsenin görmediği, göremediği bir sır gibi ve bu beni öyle derin yaralıyor ki bilemezsin… Bunlar asla görünmezler ve asla gitmezler; tıpki zihnimde yıllardır oynayan tek perdelik bir film gibi… Eğer gerçekten hayatımda birşeyleri değiştirebilseydim, sadece bu acıyı geri alırdım ve kaynağına kadar inerdim yaptığım her yanlışın bir bir, eğer kalkabilseydim ayağa ve üstlenebilseydim üstlenirdim bütün suçları, eğer götürübilseydim utancımı onuda takardım peşime ve götürürdüm mezara, eğer gerçekten değiştirebilseydim sadece bu acıyı geri alırdım… Bazen öyle zamanlar oluyor ki; sadece geçmişimin gölgesinde kalıyorum ve hatırlıyorum geçmişimin karanlığını, yerine yaşamayı isteyip de yaşayamadığım, yanımda olmasını isteyipte olamayan şeyleri istiyorum, en çok istediğimde yanımda olmanı isteyipte yanımda olmayan seni istiyorum… Bazen de bütün bunları bırakıp ve ardıma hiç bakmadan koşmayı düşünüyorum, kaçmak istiyorum ve asla ama asla ilerlememeyi istiyorum çünkü böylece asla bir geçmiş olmayacaktı… Ne geçmiş, ne gölgesi ne de karanlık!!!
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 4.0/5 (4 votes cast)
İşte herşey gözlerimin önünde bütün çıplaklığıyla, islenmiş bir baca duvarının yanlızlığı, uzak bir evde yanan ışığın anlamsızlığı ve ben kalmışım yalpalayıp duran ufacık tefecik cümlelerimin içinde, tek başıma…
Beni kimsenin anlaması gerekmiyor, benim ne düşündüğümü ya da ne demek istediğimi… Zaten beni anlasanız ne olur, anlamasanız ne olur? Beni okusanız ne olur, okumasanız ne olur? Ne değişir ki benim için? Ben unutulur ve yitip giderim yine zamanın içinde. Bağırabilsem belki sesimi duyarsın ama duysan ne olur onu da sen söyle, kaç karışlık bir sevgim olur ki sende ya da kaç karışlık bir anlamım bu hayatta. Tamam sakinleşiyorum ama yine de alamıyorum kendimi bunları söylemekten, artık kelimeler içime sığmıyor bir sel gibi büyüyor içimde ve bıraksam yıkıp gidecek bedenimi bir derin darbeyle. Hüzünleniyorum yine oysa o kadar anlamsızdır ki hüzün, hayatında ister istemez sürekli birşeyleri beklersin ve sadece beklersin O’nun çok uzak yollardan gelmesini, bütün yolları katlamasını ve katedmesini bir çırpıda.
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 4.3/5 (9 votes cast)
O şimdi bir çocuk gibi uyuyor, ben ise her gün onun uyanmasını herzaman ki heyecanımla bekliyorum, sanki oyuncak sepetini bulmuş bir çocuk gibiydim yanında. Ateş ve Kırmızı , Deniz ve Mavi, Su ve Rüzgar , sonsuz değil mi bunların hepsi, hiç durmadan sürekli ölüm geliyor aklıma bir bir, sessizim, sensizim ve yalnızım yalnızlığımda…
Şimdi sen herşeyini toplayıp kalkıp gidiyorsun, bende ne aşkını ne de bir damla sevgini bırakıyorsun. Durmasana hadi ” Git “. Durur mu gözlerin sanıyorsun onlarda gidiyorlar sessizce peşinden, hiç mi hiç arkasına bakmayı düşünmeden bile. Sen engel olmayı sakın düşünme , hadi bırak onlarda gitsinler nasıl olsa ben toplarım arkasında bıraktıkları gözyaşlarını, oysa yapamam ben, ben senin gözlerinsiz duramam, edemem ben senin gözlerinsiz.
Devamını oku…»
VN:F [1.9.7_1111]
Rating: 3.0/5 (2 votes cast)